vestel'den atılan işçi ...

Sömürü kaderimiz değildir

Ben düne kadar, Vestel’in Dijital fabrikasında çalışan bir işçiydim. Bizi işe hummalı bir çalışmadan sonra aldılar. Önce bir başvuru formu ile Vestel’e başvurduk. Daha sonra telefon yoluyla çağrıldık fabrikaya; bir mesai günü içerisinde bize bir sürü form doldurttular. Tek tek tüm geçmişimizi, iş yaşamımızı, sendika üyeliğimizin olup olmadığını, tecrübelerimizi, ailemizi, evli olanlarımıza eşleriyle sorunları olup olmadığını, bekarlara evlenme ihtimalleri olup olmadığını… Neredeyse çocukluğumuza kadar sorup Vestel’e itaatkar köle olmaya layık olup olmadığımızı anlamaya çalıştılar. Ve sıra geldi zeka düzeyimize: Bize 30 soruluk bir zeka testi yaptılar. Öyle teknik iş bilgileriyle falan ilgilisi yoktu bu soruların, bildiğimiz zeka testiydi. Gazetelerin son sayfasındaki iki resim arasındaki 7 farkı bulun bilmecelerine çok benzer sorularla, yazılı zeka testi yaptılar. Bütün işlemler bittiğinde, ‘Biz sizi zeka testinin ve verdiğiniz ifadelerin sonucunda arayacağız’ diyerek evlere yolladılar.
Ve aradan bir hafta geçti. Zeki ama aynı zamanda sorunsuz, onlara göre itaatkar olabileceklerimizi işe kabul edip fabrikaya çağırdılar. Evraklarımızı tamamlayıp ertesi gün fabrikaya gittik. Çokça belge imzaladık tüm gün; bir belgede, işe devamsızlık yapmayacağız, gerekli görülen mesailere gelmezlik asla yapmayacağız, molalardan zamanından geç dönmeyeceğiz, işimizi en layıkıyla yapacağız, belirtilen sigara içme alanlarının dışında asla sigara içmeyeceğiz, yüksek sesle fabrika içinde konuşmayacağız, fabrikada koşmayacağız vs. gibi maddeler vardı, bunu da imzaladık. Ve bu bütün imzaladığımız belgelerin birinde, ‘Bu fabrikada sendika yoktur’ cümlesi geçiyordu. Daha sonra o zamana kadar çalışanlarına yılda 4 kez olarak verdiği ikramiyeyi, bize yılda 2 kez vereceklerini kabul ettiğimiz bir belgeyi imzaladık. Ve işbaşı formumuzu imzaladık, ancak tarih atmadık. (Bunun nedeni ise 6 aylık deneme süresi bitikten sonra bizi işten atmak istediklerinde, o boş kalan tarih bölümüne istedikleri tarihi atabilmeleridir.) Tüm çalışma şartlarını kabul ettiğimiz evrakları imzaladıktan ve zeka testini geçtikten sonra bölümlerimize dağıldık, işbaşı yaptık.
Ve ben sadece 17 gün; sabah 8’de girip akşam 8’de işten çıkarak pazar günleri de dahil, sadece 17 gün çalıştım. Tüm kuralları yerine getiriyor olmama, verilen her işi yapıyor olmama, imzaladığım bütün kural hükümlerine uyuyor olmama rağmen, herhangi bir nedenden dolayı saatlik üretim sayısının altına düşmediğim halde işten çıkarıldım. Çalışma saatim içinde, İnsan Kaynakları’na apar topar götürüldüm; iş akdimin feshedildiği söylendi. Gerekçenin ne olduğunu sordum, ‘Size bir gerekçe vermek zorunda değiliz’ denildi. Israr ettim ve bana iş saatleri dışında yaptıklarımdan dolayı atıldığım, sert bir ifadeyle söylendi. İş saatleri dışındaki yaptıklarımın Vestel’i ilgilendirmediğini söyledim. Odadaki İnsan Kaynakları Müdürü, pazar günü nerede olduğumu sordu. Ben nerede olduğumun onları ilgilendirmediğini söyledim. İş akdimi fesheden belgeyi imzalamam istendi, imzalamadım. İmza atmadığım takdirde maaş bordromu vermeyeceklerini söylediler. Ben tekrar fabrika içine, iş arkadaşlarımın yanına vedalaşmak için döndüm. Birkaç dakika içinde, güvenliklerin zoruyla 10 dakika önce üretim yaptığım fabrikadan çıkarıldım.
Geçtiğimiz pazar Manisa’da bir işçi toplantısı yapıldı ve ben oradaydım. Orada olmak zorundaydım, çünkü o toplantı benim gibi işçiler için düzenlenmişti. Bir Vestel işçisi kardeşim, çıkıp “Ben Vestel işçisiyim, ancak yarından sonra olmayabilirim; işten atılabilirim ancak, bir işçi birliği olacaksa bunun içinde ben de varım” diyebildiyse, bir diğeri “Patronlar işsizliği kullanıyor, bizi birbirimize düşman gibi gösteriyor” diyebildiyse ve diğer bir bayan işçi kardeşim, çıkıp “Ben üniversite mezunuyum ama taşeron bir şirkette köle gibi çalışmaktan utanıyorum” diyebildiyse… Ve Vestel, o toplantıya katıldığı için korkup işçisini işten çıkarıyorsa; umutlanmak gerek. Manisa işçileri olarak, köle olmadığımızı ispatladık demektir. Zorlu gibi patronlar, daha fazla işçi emeği ve kanını sömüremeyecek demektir. Manisa’da, bir işçi birliğinin ilk adımı atıldı; mücadelenin yürümesi, biz işçilerin ellerindedir. Artık her gün 12 saat çalışıp ancak ev kiramızı ödeyerek yaşamak istemiyoruz, artık fabrikada, bir kışladaki asker gibi çalışmak istemiyoruz. Sömürü kaderimiz değildir. Manisa işçilerinden, gazetemiz aracılığıyla tüm Türkiye işçilerine kolay gelsin ve selam olsun!..

Ferda Koçak Vestel’den atılan işçi (MANİSA) ... mektup ... evrensel, 07.03.2007 

Yorum Yaz